- Ben SFyi yendim artık.
- Hadi be, hiç de bile!..
Mükemmeliyetçi yanımın katkılarıyla belirlenmiş olan ideallerime göre bir değerlendirme yaptığımda SFyi tamamen yenmiş biri olarak görmüyorum kendimi. Örneğin yüzümün kızarması hala beni fena halde rahatsız edebiliyor ve genellikle rahat olsam da kızarma korkum sürüyor. Yazdıklarımı okuyanların hakkımda ne düşüneceği konusunda kafamdan bazı değerlendirmelerin geçmesi de hala bir SFli oluşuma yorulabilir. Hele bir de yayınlamadan önce onları tekrar tekrar gözden geçiriyorsam lamı cimi yok mutlaka SFliyimdir. J
Gel gelelim, SF günlük yaşantımı pek kısıtlamıyor. Bu anlamda SFyi yenmiş sayılabilirim. Örneğin bir mağazaya girerek ilgilendiğim bir ürün hakkında bilgi alıp hiçbir alışveriş yapmadan çıkabilmek ya da belediye otobüsündeyken trafik sıkıştığında henüz durağa gelmediğimiz halde "Arka kapıyı açabilir misiniz?" diye şoföre seslenebilmek gibi eylemlerin üstesinden zorlanmadan gelebiliyorum. Haa, şoföre seslenmeden önce kendi kendime "Hele dur biraz. Bak otobüs ilerlemeye başladı. Trafik açıldı galiba. Durağa da ne kaldı şunun şurasında." gibi tereddütler yaşamışsam bunu da SFye verebilirim. "Bunca kişinin içerisinde bağırmak olur mu? Ya bir de sesin titrerse şimdi? Zaten durak dışında inmek hakkın değil ki senin." şeklinde açıkça söylemek yerine kaçınma telkinini kamufle ederek veriyor kurnaz herif. Yutar mıyım hiç? J
Bu türden düşünceler yürüttüğümde kendimi suçlamak yerine cesaretim için kendimi kutlayıp yaptığım işlerden memnun kalabiliyorum çoğu kez. İçimde "İyi ki yaptım" - "Keşke yapmasaydım" çatışması yaşanırsa taraf tutup birinci sesten yana tavır koyuyor, onu destekleyip yüreklendiriyorum. İkinciye de dönüp yumuşak bir dille "Cancağızım, sen bu olaya kem gözle bakıyorsun ama bunları yaşamazsak kendimizi nasıl geliştirebiliriz ki? Hem gör bak bir dahaki sefere daha iyi olacak." gibi sözler söyleyerek onu da teselli etmeye çalışıyorum. Bu da bana güven veriyor.
Beni olumsuz yönde etkilemeyi artık pek başaramasa da içimdeki mükemmeliyetçi memnuniyetsizliğini ifade etmekten geri durmayabiliyor:
Tamam, anladık. Trafik sıkışmışsa belediye otobüsünü durdurma girişiminde bulunabiliyormuşsun. Peki söyle bana, yol açıkken ve otobüs hızla ilerlerken yine gerilerden gür bir sesle şoföre seslenip durağa gelmeden kapıyı açtırabilir ve fakat "Vazgeçtim, inmiyorum." deyip şoför ve dahi yolcular sana tuhaf tuhaf ve hatta öfkeli öfkeli bakıp belki çıkışmasalar da en azından bir tövbe estağfirullah çektikten ve de otobüs tekrar hareket ettikten birkaç saniye sonra "Yok yok, ben yine inmeye karar verdim. Derhal durdurun şu otobüsü!" diye bağırabilir misin? Yetmez. Tüm bunları yaparken hiçbir sıkıntı duymadan tam bir güven ve rahatlık içerisinde olabilir misin? Cevabın kesin bir evet değilse SFyi yendiğini sanıp da hiç boşuna sevinme!