Ben bir sosyal fobiliyim. Benimle aynı sorunu yaşayanlara yardımcı olabilmek için bu siteyi hazırladım.
Başlangıçta öncelikli amacım -email gibi kaçamak bir yolla bile olsa- diğer SFlilerle iletişim kurup sorunumu paylaşmaktı. SFli olduğumun bilinmesinden çok korktuğum için sanal bir kimliğe büründüm. Adım bilinmeyecek, yüzüm görünmeyecek, sesim duyulmayacak ve ben yine de derdimi anlatabilecektim. Öyle de oldu. 1999'un kasım ayında açılışını yaptığım web sitesi aracılığıyla bir email grubu oluşturdum. Siteyi de revizyon için 2000'in şubatında kapattım.
Emailleşmek tümüyle yararsız değilse de sağlıklı bir iletişim için sanal ortamın sınırlarını aşmak gerekiyordu. Yüz yüze görüşme tekliflerini önceleri reddettim. Ama buluşmayı sonunda gerçekleştirebildik. Bülent, Cultus ve Kemal'e o harika gün için şükranlarımı sunuyorum.
Biraz kendimden ve SFmden bahsedeyim.
Öğrenciyim. İstanbul'da yaşıyorum.
SFm liseden beri var. Lise yıllarımdan önce de çekingen biriydim. Çok az sayıda arkadaşım vardı. Ama kaçınma bilinçli sayılmazdı. Sosyal ortamlara girmek için çaba göstermesem de gerektiğinde bazı işleri küçük düşüp rezil olma korkusuna kapılmadan yerine getirebiliyordum. Örneğin ilkokul birinci sınıftayken birkaç defa rahatlıkla kürsüye çıkıp tüm okula ant okuttuğumu hatırlıyorum.
SFyi fark ederek sosyal ortamlardan bilinçli olarak, yani kaygılanma korkusuyla kaçınmaya başlamam lise yıllarıma rastlar. SFyle birlikte çekingenliğim artmış, utanç verici bir duruma düşme korkusu da yerleşmeye başlamıştı. Okula gidiyordum ama -derste söz alıp konuşmak dahil- birçok davranıştan genellikle kaçınıyordum. Bir tiyatro oyununda rol almak gibi aktivitelere sırf SF yüzünden katılmıyordum. Sosyal yaşantım zengin değildi. Cafe gibi yerlere gitmezdim. Düğün, bayram, cenaze gibi törenlerden uzak durmaya çalışırdım. Zamanımın çoğu evde geçerdi. Süt çocuğuydum, muhallebi çocuğuydum. Kavgalara karışmaz, kimseyle problem çıkarmamaya özen gösterirdim. Hiç kız arkadaşım olmadı.
Üniversiteye başladığımda da o pasif yaşantımı sürdürmeye kısmen devam ettim. Yine derslere aktif olarak katılmıyordum. Okuldaki arkadaş çevrem yine çok dardı. Ama bu defa -başkentin olanaklarının da etkisiyle- sınırlarım genişledi. Tanıştığım yeni düşünceler kapsamlı bir arayış, sorgulama, bilgilenme ve hatta başkalarını bilgilendirme sürecini gerektiriyordu. Bu sayede SFnin üstüne gitmek durumunda kaldım ve toplantı, tartışma gibi etkinliklerle biraz açılabildim.
Son birkaç yıldır geçmişe göre durumum daha iyi. Genel olarak olumlu yönde bir değişim yaşıyorum. Kendimi her zaman için iyi hissettiğimi söyleyemem. İnişli çıkışlı bir grafik çiziyorum. Yine de çekingen biri değilim artık. İnsanlarla kolay iletişim kurabiliyorum. Riskli girişimlerde bulunabiliyor, cesur adımlar atabiliyorum. Çalışkan bir öğrenci olmasam da derslerde konuşuyorum. Hatta geçen dönemki derslerin birinde isteğe bağlı sunum yapan iki kişiden biri bendim ve çıkıp sınıfın huzurunda bir buçuk saat boyunca konumu anlattım. Tanıtım ve satışa yönelik bazı işlerde çalışmayı zorlanmadan başarabildim.
Ve yine de kendimi hala bir SFli olarak görüyorum. Öyle olmasam şimdi burada adımı açıklayabilirdim, değil mi? J Sahi, yapamaz mıyım? Yapabilirim elbette! Oysa daha altı ay öncesine kadar bu imkansız gibi geliyordu bana. En büyük iki korkumdan ilki SFli olduğumun bilinmesi, öteki de SFnin fizyolojik belirtilerinin ortaya çıkmasıydı. SFli olduğumu birkaç kişiye itiraf etme cesaretini gösterince birincisi hafifledi ama ikincisinin korku krallığındaki tahtı hala yerinde duruyor. En çok da kızarmaktan korkuyorum. Kalp atışımın hızlanması, sesimin titremesi, terleme gibi tepkiler de var. Bazen de -görünürde SFyi ateşleyip harekete geçirecek hiçbir neden olmadığı halde- yüzümde kızarmaya dönüşeceğini hissettiğim bir gerginlik oluyor. Aslında bu fizyolojik belirtileri çok sık ve yoğun yaşıyor değilim. SFli olduğumu pek belli etmiyorum. Ama yine de SF nedeniyle bir rahatsızlık yaşamak bazen canımı sıkmaya, moralimi bozmaya yetebiliyor. Umuyorum ki yakında onlar da geçecek...
Bu web sitesi mükemmeliyetçiliğim yüzünden zamanımı fazla tüketti. Olsun. SFyi yenmek için desteğe gereksinim duyan insanların umut tohumlarının yeşermesine katkıda bulunabildiğimi görmek, harcadığım tüm çabaları anlamlı kılmaya yetiyor.
fetret
Kasım 2000